#islam #müslümanlık #felsefe #ahlak #etik #toplum #din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#islam #müslümanlık #felsefe #ahlak #etik #toplum #din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10/01/2026
Ahlakın İflası ve Kutsal Kılıflı Yolsuzluk: "Torpil Haram, Parası Helal" İkiyüzlülüğü
Türkiye'de yaşayıp da "torpil" gerçeğiyle yüzleşmemiş kimse yoktur. Liyakatin değil, sadakatin ya da "tanıdıkların" kapıları açtığı bir düzende, milyonlarca gencin umudu her gün biraz daha kırılıyor. Ancak bu toplumsal yaranın üzerine tuz basan, onu meşrulaştıran bir olgu var ki, işte o noktada söz bitiyor: Dini kurumların bu çürümeye verdiği onay.
Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında ekranlara yansıyan Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi İdris Bozkurt'un şu ifadeleri, içinde bulunduğumuz ahlaki çöküşün vesikası gibiydi: "Bozkurt: Torpille işe girmek hoş değil ama kazanç helal."
Bu cümle, basit bir fetva hatası değildir. Bu cümle, Türkiye'de baskın olan Sünni İslam pratiğinin, devlet ve güç ile kurduğu ilişkide geldiği ahlaki tıkanıklığın itirafıdır.
İslam felsefesinin ve etiğinin temel taşlarından biri "kul hakkı"dır. Torpil, tanımı gereği, bir başkasının hak ettiği pozisyonu, haksız bir avantaj kullanarak gasp etmektir. Yani apaçık bir hırsızlıktır; birinin geleceğini çalmaktır.
Nasıl olur da giriş eylemi temelden ahlaksız ve "haram" olan bir sürecin sonucu "helal" sayılabilir? Hırsızlık malı bir sermaye ile kurulan işten elde edilen kâr temiz midir? Bu fetva, "İşe nasıl girdiğin önemli değil, girdikten sonra çalışıyorsan sorun yok" diyerek, sürecin başındaki büyük adaletsizliği görmezden gelmektedir.
Bu yaklaşım, ahlakı sadece sonuçlara indirgeyen, niyeti ve yöntemi hiçe sayan oportünist bir bakış açısıdır. "Minareyi çalan kılıfını hazırlar" atasözünün kurumsallaşmış halidir.
Bu tür fetvalar, toplumdaki yozlaşmayı derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Dini otoriteler, yolsuzluğa ve adam kayırmacılığa karşı en sert duruşu sergilemesi gerekirken, "hoş değil ama..." gibi yumuşatıcı ifadelerle bu büyük günahı normalleştirmektedir.
Bu durum, özellikle muhafazakar/Sünni kesimde derin bir iki yüzlülük yaratmaktadır. Cuma hutbelerinde adaletten bahsedip, pazartesi günü tanıdığını işe sokmak için telefon trafiği yapan bir zihniyet, bu fetvalardan güç almaktadır. Şekilci bir dindarlığın yükseldiği, ancak ahlaki değerlerin içinin boşaldığı bir dönemden geçiyoruz.
"Torpil hoş değil ama parası helal" demek, bir toplumun adalet duygusuna sıkılmış bir kurşundur. Bu zihniyetle mücadele etmek, sadece siyasi değil, aynı zamanda felsefi ve teolojik bir zorunluluktur. Eğer din, toplumsal adaleti sağlamak yerine, güçlünün haksız kazancına meşruiyet kılıfı dikiyorsa, orada çok ciddi bir sorun var demektir. Bu iki yüzlülükle yüzleşmeden, ne liyakati tesis edebiliriz ne de ahlaklı bir toplum olabiliriz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Çöldeki Paris mi, yoksa karanlık bir kuyu mu? (İslam öncesi Arap toplumunda "cahiliye" kavramının yanlış anlaşılması üzerine)
Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...
En Çok Okunan Analizler
-
Olayları nasıl isimlendirirsek, onları öyle algılarız. Bugün sınırlarımızdan içeriye kontrolsüzce akan milyonlarca insanı tanımlarken kullan...
-
Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...
-
Türkiye'de yaşayıp da "torpil" gerçeğiyle yüzleşmemiş kimse yoktur. Liyakatin değil, sadakatin ya da "tanıdıkların" ...
-
Türkiye’nin son çeyrek asrında, meydanların gürültüsü ve siyasi polemiklerin tozu dumanı arasında, aslında çok daha derin, sessiz ve geri dö...
-
Genellikle insanlar, Siyaset Bilimi ve tarih üzerine çalışan, 'otorite', 'egemenlik', 'teoloji' gibi ağır kavramlarl...