#Sosyoloji #DinFelsefesi #Modernleşme #ToplumEleştirisi #Anakronizm #Zihniyet #KültürÇatışması #Sekülerizm #TeknolojiVeDin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#Sosyoloji #DinFelsefesi #Modernleşme #ToplumEleştirisi #Anakronizm #Zihniyet #KültürÇatışması #Sekülerizm #TeknolojiVeDin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12/01/2026

Direksiyondaki Anakronizm: Şeridi Seccade Sanmak


Önümüzde 21. yüzyılın mühendislik harikası olan bir otomobil var. İçten yanmalı motoru, hidrolik direksiyonu, aerodinamik tasarımı ve güvenlik sensörleriyle tamamen aydınlanma aklının, fiziğin ve rasyonel düşüncenin bir ürünü. Ancak direksiyon koltuğuna oturan zihniyet, bu seküler makineyi kullanmak için 7. yüzyılın çöl metaforlarına ihtiyaç duyuyor.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada viral olan bir sürüş eğitimi videosu, basit bir trafik dersinden çok daha fazlasını; İslam coğrafyasının modernite ile kurduğu –daha doğrusu kuramadığı– o hastalıklı ilişkiyi gözler önüne serdi. Eğitmen, öğrencisine şerit takibi yaptırabilmek için şöyle diyordu: "İçinde bulunduğun şerit senin seccaden, dışına taşmayacağız. Sağa sola bakmak mekruhtur."

Bu cümle, sadece pedagojik bir felaket değil, aynı zamanda ontolojik bir krizin itirafıdır.

Trafik, doğası gereği seküler (dünyevi) bir alandır. Kuralları evrenseldir; fiziğe, geometriye ve yaşama hakkına dayanır. Bir aracın şeritte kalması, "ibadet disiplini" ile değil, momentum ve güvenlik mesafesi ile ilgilidir. Ancak videodaki zihin haritası, hayatın "dini olmayan" hiçbir alanını tanımlayamıyor. Onlar için bir kuralın geçerli olabilmesi için, mutlaka kutsal bir referansa dayanması gerekiyor.

Şerit çizgisi "can güvenliği" dediğinizde anlaşılmıyor; ancak "seccade sınırı" dendiğinde bir anlam kazanıyor. Bu durum, bireyin seküler gerçeklikle doğrudan ilişki kuramadığını, araya mutlaka teolojik bir "çevirmen" koymak zorunda olduğunu gösterir. Seküler dünya, onlar için ancak "dine benzediği ölçüde" meşrudur.

Araba kullanmak dinamik bir süreçtir; sürekli çevre kontrolü, ayna kullanımı ve periferik vizyon (çevresel görüş) gerektirir. Oysa eğitmen, "Namazda sağa sola bakmak namazı bozar" diyerek, sürüş güvenliğinin en temel kuralı olan çevre kontrolünü dini bir yasakla (mekruh) engelliyor.

Burada dogmatik zihniyetin pratik hayatla nasıl çatıştığını görüyoruz. İbadet, "statik" ve içe dönük bir eylemdir; dünyayla bağını koparmayı hedefler. Sürüş ise "dinamik" ve dışa dönük bir eylemdir; dünyayla (yolla) sürekli irtibat halinde olmayı gerektirir. Direksiyondaki kişiye "namaz kılıyor gibi davran" demek, onu zihnen dünyadan koparmaktır ki trafikte dünyadan kopmak, felakete davetiye çıkarmaktır. Fizik kuralları, huşu kabul etmez; dikkat ister.

Felsefede buna "Araçsal Akıl" diyebiliriz. Bu zihniyet, Batı'nın ürettiği teknolojiyi (aracı) alır, çünkü o teknoloji konfor ve güç sağlar. Ancak o teknolojiyi üreten "sorgulayıcı aklı", bilimsel metodolojiyi ve yaşam felsefesini reddeder.

Klimanın serinliğini, motorun gücünü, ABS fren sisteminin güvenliğini sorgusuzca tüketirken; bu teknolojilerin arkasındaki "neden-sonuç" ilişkisine dayalı evreni, 1400 yıl öncesinin dogmalarıyla açıklamaya çalışırlar. Bu, bilişsel bir uyumsuzluktur (cognitive dissonance). Altınızdaki makine Newton fiziğine göre çalışırken, zihniniz 7. yüzyıl fıkhına göre işliyorsa, o direksiyon hakimiyeti asla tam sağlanamaz.

Bu video, bize bir "uyum" değil, derin bir "uyuşmazlık" hikayesi anlatıyor. Teknoloji transfer edilebilir ama zihniyet transfer edilemez. Şeridi seccade, öndeki aracı cemaat, yola bakmayı ibadet sanan bir zihin; modern dünyanın araçlarını kullanabilir ama asla o dünyanın bir parçası olamaz.

Direksiyondaki o anakronizm, sadece o arabanın içinde değil; kurumlarımızda, okullarımızda ve şehirlerimizde de hüküm sürüyor. Aletleri değiştirdik ama zihinleri hala o eski "çöl"den çıkaramadık. Ve ne yazık ki, otobanda giderken "sağa sola bakmayı" mekruh sayan bir sürücüyle aynı yolda olmak, hepimiz için hayati bir risk taşıyor.

Çöldeki Paris mi, yoksa karanlık bir kuyu mu? (İslam öncesi Arap toplumunda "cahiliye" kavramının yanlış anlaşılması üzerine)

Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...

En Çok Okunan Analizler