Bir süredir tanıdık bir senaryoyu izliyoruz.
Önce CHP’den seçiliyorsun.
Sonra koltuğa oturuyorsun.
Ardından birkaç ay geçiyor.
Ve bir sabah kalkıyoruz ki rozet değişmiş.
Yeni adres: Adalet ve Kalkınma Partisi.
Yeni selam: Recep Tayyip Erdoğan.
Eski seçmen? Umursayan yok.
Bu artık münferit vaka değil. Bu bir model.
Ve asıl konuşulması gereken şu:
Bu insanlar gökten mi indi?
CHP, Önce Aynaya Bak
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi çıkıp şunu söylüyor:
“Baskı gördüler.”
“Şantaj yapıldı.”
“Dosyalarla korkutuldular.”
Peki soruyorum:
Bu insanları aday yaparken neredeydiniz?
Eğer bu kişiler gerçekten “baskıya açık”, “dosyayla hizaya gelebilecek”, “tehdit edilince saf değiştirecek” karakterdeyse…
— siz bunu bilmiyor muydunuz?
— araştırmadınız mı?
— sicillerine bakmadınız mı?
— siyasi omurgalarını test etmediniz mi?
Yok eğer diyorsunuz ki:
“Biz bunların böyle insanlar olduğunu bilmiyorduk.”
Bu daha da vahim.
Çünkü bu, CHP’nin aday belirleme mekanizmasının çürük olduğunu gösterir.
Seçmen sandığa giderken şunu düşündü:
“Ben rantçıdan, yağmacıdan, siyasi tüccardan kurtuluyorum.”
Ama meğer sadece tabela değişmiş.
İki İhtimal Var — İkisi de Felaket
Bu geçişlerin arkasında yalnızca iki mantıklı senaryo olabilir.
1) Bu insanlar zaten böyleydi
Yani:
CHP, ideolojik bağlılığı olmayan, siyaseti kariyer basamağı gören, ilk rüzgârda yön değiştiren tipleri bilerek veya bilmeyerek aday yaptı.
Bu durumda suç, yalnızca gidenlerde değil.
Asıl suç, onları vitrine koyanlarda.
2) Bu insanlar seçildikten sonra bozuldu
Bu daha tehlikeli.
Çünkü bu, seçmenin oy verdiği kişinin birkaç ay içinde ahlaki dönüşüm yaşadığını gösterir.
Demek ki koltuk bazılarını bozuyor.
Demek ki yetki bazılarını satın alıyor.
Demek ki bazıları için belediye başkanlığı, halka hizmet değil, pazarlık masasındaki koz.
Her iki ihtimalde de ortada temiz bir tablo yok.
CHP Seçmeni Kandırıldı
CHP’ye oy veren insanlar şunu sanıyordu:
Bu kadrolar halk için çalışacak.
Bu kadrolar eski düzeni temizleyecek.
Bu kadrolar siyaseti rant kapısı olmaktan çıkaracak.
Ama olan şu:
Seçmen umut verdi.
Siyasetçi bunu CV’ye yazdı.
Sonra iktidar kapısına gitti.
Bu düpedüz seçmen iradesinin gaspıdır.
Hukuken değil belki.
Ama ahlaken.
AK Parti Cephesi: İlke Değil, Avcılık
AK Parti tarafı da masum rolü oynamasın.
Bu bir “katılım” değil.
Bu bir transfer operasyonu.
Rozet takma törenleriyle bunu meşrulaştırmaya çalışıyorlar.
Ama ortada ideolojik birlik yok.
Ortak değer yok.
Siyasi uyum yok.
Sadece güç var.
Sadece iktidar var.
Sadece “gel, seni koruyayım” mesajı var.
Bu bir parti politikası değil.
Bu, yerel yönetim avıdır.
Daha Acısı: Normalleşen Omurgasızlık
En korkutucu olan ne biliyor musunuz?
Artık kimse şaşırmıyor.
Bir belediye başkanı parti değiştiriyor: “E, olur böyle şeyler.”
Bir milletvekili karşı tarafa geçiyor: “Siyaset bu.”
Hayır.
Bu siyaset değil.
Bu karakter meselesi.
Bir insan seçmene verdiği sözü bu kadar kolay çöpe atıyorsa, problem sistemde değil sadece — insanın kendisindedir.
Son Söz
Bu yazıyı ne AK Parti’ye küfür etmek için yazıyorum,
ne CHP’yi kurtarmak için.
Bu yazıyı şunun için yazıyorum:
Türkiye’de siyaset giderek etikten kopuyor.
Partiler aday seçerken ahlakı değil, kazanma ihtimalini ölçüyor.
Siyasetçiler seçmene değil, güç merkezine bakıyor.
Seçmen ise her seferinde biraz daha yalnız kalıyor.
Ve sonra herkes soruyor:
“Bu ülke neden düzelmiyor?”
Çünkü omurgasızlık prim yapıyor.
Çünkü ilkesizlik kariyer oluyor.
Çünkü koltuk, vicdandan daha değerli hale geldi.
Buna siyaset demeyin.
Bu, organize bir ahlaki çöküştür.
ahlaki çöküş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahlaki çöküş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Çöldeki Paris mi, yoksa karanlık bir kuyu mu? (İslam öncesi Arap toplumunda "cahiliye" kavramının yanlış anlaşılması üzerine)
Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...
En Çok Okunan Analizler
-
Olayları nasıl isimlendirirsek, onları öyle algılarız. Bugün sınırlarımızdan içeriye kontrolsüzce akan milyonlarca insanı tanımlarken kullan...
-
İbni Haldun’un Mukaddime adlı eserinde ortaya koyduğu o meşhur ayrım, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyolojik tıkanıklığı anlamak için...
-
Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...
-
Türkiye'de yaşayıp da "torpil" gerçeğiyle yüzleşmemiş kimse yoktur. Liyakatin değil, sadakatin ya da "tanıdıkların" ...
-
Türkiye bir dönemeçte. Halk 25 yıllık yorgunluğu üzerinden atmak istiyor. Cumhuriyet Halk Partisi nihayet birinci parti çıkmış. Umut taze. H...