Türkiye’de siyaset ile toplum arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Ankara’daki aktörlerin kendi iktidar hesapları için tükettiği enerji ile sokaktaki insanın hayatta kalma mücadelesi arasındaki uçurum, siyasete duyulan güveni hızla aşındırıyor.
Ekonomik göstergeler bu kopuşun en somut belgesidir. TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31’in üzerinde seyrederken; gıda, konut ve ulaştırma gibi temel harcamalardaki artış yüzde 35 ile 40 bandına dayanmış durumdadır. Ücretlinin, emeklinin ve küçük esnafın alım gücü her geçen gün erirken, devletin kayıt dışılıkla mücadelede tespit ettiği yüz milyarlarca liralık matrah farkı tek başına adalet sağlamaya yetmiyor. Vatandaş haklı olarak vergi yükünün kimin sırtına bindiğini, kamuda neden tasarruf yapılmadığını ve harcamalardaki şatafatın hesabını soruyor.
Hukuk ve adalet alanındaki tablo da farksızdır. Avrupa Konseyi organlarının İmamoğlu davası, sivil toplum ve ifade özgürlüğü alanındaki ihlallere dair kaygıları bir yana, yargının siyasete doğrudan müdahalesi kurumsal güveni temelinden sarstı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultaylarına yönelik verdiği mutlak butlan kararı ve yönetimi eski kadrolara devretme girişimi siyasetin dengelerini kökten değiştirdi. Ancak bu mahkeme hamlesi umudu tüketmeye yetmedi; Özgür Özel ve 91 milletvekili istifa ederek YENİ Parti’yi kurdu ve Meclis’in ikinci büyük grubu haline geldi. CHP 44 vekile gerilerken, eski aktörlerin elinde kalan o tabela hukuki tartışmaların gölgesinde bir müzeye dönüştü.
Fakat mesele yalnızca tabela veya isim değiştirmekten ibaret değildir. Asıl sınav, bu yeni hareketin ekonomik program, adalet, kurumsal reform ve liyakat konusunda ne söyleyeceğidir. Vatandaş Ankara’dan yeni bir koltuk kavgası değil; düşen enflasyon, tarafsız yargı, adil vergi ve çocuklarının geleceğine dair somut bir güvence bekliyor.
Türkiye bugün iki kıskacın arasında sıkışmış vaziyette: Bir tarafta hayat pahalılığı ve ekonomik belirsizlik, diğer tarafta hukuka ve kurumlara duyulan güvenin çöküşü. Ekonomiye güven için hukuka, hukuka güven için ise siyasetçilerin kendi çıkarlarını toplumun önüne koymadığına inanmak gerekir. Ankara’nın asıl körlüğü, halk ay sonunu ve geleceğini hesaplarken kendi küçük iktidar alanlarını koruma yarışına girmesidir. Sandık kurulduğunda sadece iktidar değil, bu kokuşmuş siyaset düzeninin tamamı milletin vicdanında tartılacaktır.
yeni parti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni parti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19/09/2026
24/06/2026
Tabela Aşkı Vatandaşı Kurtarmıyor: Cumhuriyet Halk Partisinin Tarihi Misyonu Bitti
Ankara’da son bir haftadır sergilenen delege savaşları, noter onaylı imza teslimatları ve genel merkez koridorlarındaki o çift başlı yönetim tiyatrosu, bu ülkenin sırtına yüklenen en büyük siyasi yük haline geldi.
Mahkemenin verdiği kararın ardından ipleri eline geçiren Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, kurumsal mekanizmaları kullanarak Özgür Özel’in yanındaki milletvekillerini jet hızıyla ihraç etmeye başladı. Kendisinden olmayan kadroları partiden atarak binayı ve yönetimi tamamen gasp eden bu statükocu klik, delegelerin iradesini seçim kurullarının labirentlerinde boğuyor. Karşılıklı hamlelerle Meclis odalarının kilitlendiği, ihraç kararları yüzünden iki tarafın da kendi grubuna söz geçiremediği bu manzara, yirmi beş yıllık iktidar düzeninin değişmesine bu kadar yaklaşılmışken milyonlarca insanın umudunu kurultay borsasında açık artırmaya çıkarmaktır.
Sokaktaki vatandaş pazar pazar gezip en ucuz sebzenin peşine düşmüşken, aileler çocuklarının okul masrafını karşılayamaz hale gelmişken, bu Ankara beylerinin tek derdi o binanın odalarını, belediye imkanlarını ve garanti milletvekilliği sıralarını kimin kontrol edeceğidir.
Buradan, son seçimde meydanlarda biriken o taze enerjiyi ve dip dalgayı arkasına alan Özgür Özel ve yol arkadaşlarına çok net, duru bir hakikatı hatırlatmak gerekiyor.
Siz kendinizi dışarı atan, sizi ihraç kararlarıyla boğmaya çalışan bu içi tamamen çürümüş yapıyı kurtarmak için daha ne kadar hırpalanacaksınız? O kapıyı tamamen çekip çıkmak, o eski tabelayı arkada bırakmak için daha neyin olmasını bekliyorsunuz?
Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu millete bıraktığı tarihi bir değerdir, buna kimsenin sözü yok. Ama artık yirmi birinci yüzyılın ortasındayız ve bu yapı siyasi, kurumsal ve sosyolojik ömrünü tamamen tamamladı.
Geçmişte bu topraklarda nasıl ki misyonunu dolduran kitle partileri vakti geldiğinde tarih sahnesinden çekildiyse, bugün de bu yapının artık kavgalardan uzak, şerefli bir siyasi müze olarak arşivdeki yerini almasının zamanı geldi de geçiyor. Bu hantal düzenin içinde kalıp eski liderin ihraç kararlarıyla, şahsi ikbal peşindeki vekil takımıyla imza sayma yarışına girmek, o büyük dip dalgayı bu yıpratıcı pazarlıkların içinde eritip yok etmek demektir.
Hemen bugün, o eski binayı kendi iç kavgalarıyla baş başa bırakın ve temiz, geleceğe bakan yepyeni bir siyasi hareketle yola çıkın.
Eğer bu cesareti gösterir ve yeni bir tabela asarsanız, sadece mevcut muhaliflerin değil, yıllardır bu düzenden bıkmış ama amblem ve geçmişin bagajları yüzünden eli bir türlü muhalefete gitmeyen milyonlarca kararsız vatandaşın da sel gibi arkasınızdan akacağını göreceksiniz. Her kesimden bu ülkenin namuslu insanları geçmişin kavgalarından arınmış yepyeni bir çatının altında iktidara yürümeye dünden hazır.
Özgür Özel için önündeki bu iktidar treni hayatta bir kez gelir; Kılıçdaroğlu ve etrafındaki o eski yapının ihraç oyunlarıyla vakit kaybedip bu treni kaçırırsanız, bunun vebalini tarihe ödeyemezsiniz. Bırakın o köhne ev kendi hırslarında boğulsun, siz geleceğe yürüyün.
Mahkemenin verdiği kararın ardından ipleri eline geçiren Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, kurumsal mekanizmaları kullanarak Özgür Özel’in yanındaki milletvekillerini jet hızıyla ihraç etmeye başladı. Kendisinden olmayan kadroları partiden atarak binayı ve yönetimi tamamen gasp eden bu statükocu klik, delegelerin iradesini seçim kurullarının labirentlerinde boğuyor. Karşılıklı hamlelerle Meclis odalarının kilitlendiği, ihraç kararları yüzünden iki tarafın da kendi grubuna söz geçiremediği bu manzara, yirmi beş yıllık iktidar düzeninin değişmesine bu kadar yaklaşılmışken milyonlarca insanın umudunu kurultay borsasında açık artırmaya çıkarmaktır.
Sokaktaki vatandaş pazar pazar gezip en ucuz sebzenin peşine düşmüşken, aileler çocuklarının okul masrafını karşılayamaz hale gelmişken, bu Ankara beylerinin tek derdi o binanın odalarını, belediye imkanlarını ve garanti milletvekilliği sıralarını kimin kontrol edeceğidir.
Buradan, son seçimde meydanlarda biriken o taze enerjiyi ve dip dalgayı arkasına alan Özgür Özel ve yol arkadaşlarına çok net, duru bir hakikatı hatırlatmak gerekiyor.
Siz kendinizi dışarı atan, sizi ihraç kararlarıyla boğmaya çalışan bu içi tamamen çürümüş yapıyı kurtarmak için daha ne kadar hırpalanacaksınız? O kapıyı tamamen çekip çıkmak, o eski tabelayı arkada bırakmak için daha neyin olmasını bekliyorsunuz?
Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu millete bıraktığı tarihi bir değerdir, buna kimsenin sözü yok. Ama artık yirmi birinci yüzyılın ortasındayız ve bu yapı siyasi, kurumsal ve sosyolojik ömrünü tamamen tamamladı.
Geçmişte bu topraklarda nasıl ki misyonunu dolduran kitle partileri vakti geldiğinde tarih sahnesinden çekildiyse, bugün de bu yapının artık kavgalardan uzak, şerefli bir siyasi müze olarak arşivdeki yerini almasının zamanı geldi de geçiyor. Bu hantal düzenin içinde kalıp eski liderin ihraç kararlarıyla, şahsi ikbal peşindeki vekil takımıyla imza sayma yarışına girmek, o büyük dip dalgayı bu yıpratıcı pazarlıkların içinde eritip yok etmek demektir.
Hemen bugün, o eski binayı kendi iç kavgalarıyla baş başa bırakın ve temiz, geleceğe bakan yepyeni bir siyasi hareketle yola çıkın.
Eğer bu cesareti gösterir ve yeni bir tabela asarsanız, sadece mevcut muhaliflerin değil, yıllardır bu düzenden bıkmış ama amblem ve geçmişin bagajları yüzünden eli bir türlü muhalefete gitmeyen milyonlarca kararsız vatandaşın da sel gibi arkasınızdan akacağını göreceksiniz. Her kesimden bu ülkenin namuslu insanları geçmişin kavgalarından arınmış yepyeni bir çatının altında iktidara yürümeye dünden hazır.
Özgür Özel için önündeki bu iktidar treni hayatta bir kez gelir; Kılıçdaroğlu ve etrafındaki o eski yapının ihraç oyunlarıyla vakit kaybedip bu treni kaçırırsanız, bunun vebalini tarihe ödeyemezsiniz. Bırakın o köhne ev kendi hırslarında boğulsun, siz geleceğe yürüyün.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Çöldeki Paris mi, yoksa karanlık bir kuyu mu? (İslam öncesi Arap toplumunda "cahiliye" kavramının yanlış anlaşılması üzerine)
Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...
En Çok Okunan Analizler
-
Olayları nasıl isimlendirirsek, onları öyle algılarız. Bugün sınırlarımızdan içeriye kontrolsüzce akan milyonlarca insanı tanımlarken kullan...
-
İbni Haldun’un Mukaddime adlı eserinde ortaya koyduğu o meşhur ayrım, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyolojik tıkanıklığı anlamak için...
-
Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...
-
Türkiye'de yaşayıp da "torpil" gerçeğiyle yüzleşmemiş kimse yoktur. Liyakatin değil, sadakatin ya da "tanıdıkların" ...
-
Türkiye bir dönemeçte. Halk 25 yıllık yorgunluğu üzerinden atmak istiyor. Cumhuriyet Halk Partisi nihayet birinci parti çıkmış. Umut taze. H...