17/02/2026

CHP’nin Önümüzdeki Seçimlere Bu Kadroyla Girmesinin Bedeli

Artık süsleyerek konuşmanın anlamı yok.

Eğer Cumhuriyet Halk Partisi, önümüzdeki seçimlere bugün vitrine koyduğu bu kadroyla giderse…

Bunun bir bedeli olacak.

Ve bu bedel, sadece birkaç belediye kaybı falan olmayacak.

Bu, partinin toplumsal güven sermayesinden yiyecek.

CHP yönetimi hâlâ meseleyi şöyle okuyor:

“Birkaç fire verdik ama genel tablo iyi.”

Hayır.

Sorun sayı değil.

Sorun karakter.

Sorun, CHP’den seçilip sonra Adalet ve Kalkınma Partisi saflarına geçen isimlerin yarattığı psikolojik yıkım.

Bu insanlar sadece parti değiştirmedi.

Seçmenin “ben doğru taraftayım” duygusunu parçaladı.

Ve bu duygu geri gelmez.

Bakın, sandık matematik işi değildir.

Sandık duygu işidir.

İnsanlar oy verirken Excel tablosu açmaz.

İçinden geçen şeye bakar:

“Bunlara güvenebilir miyim?”

Bugün CHP seçmeninin kafasında tek bir soru dönüyor:

“Yarın bunlar da gider mi?”

İşte bu soru, bir partinin taşıyabileceği en ağır yüktür.

CHP bu kadroyla yola devam ederse, üç şey olur.

Birincisi: Çekirdek seçmen içe kapanır.

Mitinglere gelmez.
Paylaşım yapmaz.
Coşku üretmez.

Oy verir mi?

Belki.

Ama ruhunu vermez.

Bu, seçim kaybettiren sessiz bir çürümedir.

İkincisi: Kararsız seçmen kaçak güreşir.

Normal şartlarda CHP’ye yaklaşabilecek insanlar şunu düşünür:

“Bunlar kendi içini temizleyemiyor, ülkeyi nasıl yönetecek?”

Ve uzak durur.

Bu insanlar gidip AK Parti’ye oy vermeyebilir.

Ama CHP’ye de gelmez.

Siyasette buna “boşa düşen oy alanı” denir.

En tehlikeli alandır.

Üçüncüsü: Parti içi çözülme hızlanır.

Bugün giden belediye başkanları yarın milletvekili olur.

Sonra il başkanları.

Sonra başka figürler.

Çünkü örnek oluştu.

Bir kere geçiş normalleşti mi, arkası gelir.

Bu sadece CHP’nin sorunu değildir.

Ama CHP şu anda bu virüsün merkezinde.

Bir de işin karşı tarafı var.

Recep Tayyip Erdoğan kısa vadede bu transferleri psikolojik üstünlük olarak kullanıyor.

Ama CHP içi çöküş derinleşirse, Erdoğan’ın işini sandık değil, muhalefetin kendisi görmüş olur.

Yani CHP, rakibini yenemeden kendini yıpratmış olur.

Bu siyasette affedilmez bir hatadır.

Şimdi bazıları diyecek ki:

“Abartıyorsun.”

Hayır.

Türkiye’de muhalefet partileri seçim kaybetmez.

Güven kaybeder.

Güven gitti mi, gerisi otomatik gelir.

CHP’nin bugünkü tablosu tam olarak bu riski taşıyor.

Ve en acısı şu:

Bu kadroların çoğu CHP’ye yıllarını vermiş insanlar değil.

Sonradan gelmiş, vitrine konmuş, “kazanırız” diye alınmış tipler.

Yani CHP kendi öz kadrosunu küstürüp, geçici figürlerle yol yürümeye çalışıyor.

Bu sürdürülebilir değil.

Net konuşayım:

CHP bu yapıyla seçime girerse…

– Coşkusuz bir kampanya olur
– Savunmacı bir dil olur
– Sürekli “karşı taraf daha kötü” anlatısı döner
– Ve sandık gecesi yine aynı cümle kurulur:

“Beklediğimiz sonucu alamadık.”

Alamazsın.

Çünkü güvenle girilmeyen seçim kazanılmaz.

Son söz:

CHP’nin önünde hâlâ bir şans var.

Ama bu şans afişle gelmez.
Mitingle gelmez.
Yeni sloganla hiç gelmez.

Bu şans ancak şuradan gelir:

Kendi içindeki çürümeyi kabul etmekten.

Bu insanları neden aday yaptığını açıkça söylemekten.

Ve artık koltuk değil karakter üzerinden siyaset kurmaktan.

Bunu yapmazsa…

Önümüzdeki seçimlerin bedelini sadece CHP ödemez.

Türkiye muhalefeti topyekûn öder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Çöldeki Paris mi, yoksa karanlık bir kuyu mu? (İslam öncesi Arap toplumunda "cahiliye" kavramının yanlış anlaşılması üzerine)

Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...

En Çok Okunan Analizler