On yaşımdan bu yana dergilerde, gazetelerde sayısız köşe yazısı okurum. Kimi sabun köpüğü gibidir; okursunuz, o an hoş gelir ama rüzgar gibi aklınızdan uçar gider. Kimileri ise aradan yıllar geçse bile zihninizin bir köşesine mıh gibi çakılır, unutamazsınız. İşte sevgili eşim Güner’in Nisan 2010’da Çayyolu Haber dergisinde yayımlanan bu yazısı da benim için tam olarak öyle bir metindir. Bu kez köşemde sözü, hayatı da sofrayı da incelikleriyle yaşayan Güner’e bırakıyorum; bakalım o günlerde Cunda’yı, masayı ve hayatın tadını çıkarma adabını nasıl anlatmış:
Balık ve deniz ürünlerine merakım malum...
Fangri diye bir balık var onun hastasıyım... 400 gramdan başlıyor, bir buçuk kiloya kadar çıkıyor...
Seyrek yakalandığı için pahalı biraz meret...
Sosyete işi yani...
O yüzden tatilden tatile yiyebiliyoruz... Ankara’daki balıkçı tezgâhlarında şimdiye kadar hiç rastlamadım...
Tavası ve ızgarası da güzel oluyor lakin!
Bu Fangri balığını işin erbabı, kiremitte bir yapsın!
Ah be arkadaş!
Ah be kardeşim!
Parmaklarınızı yemezseniz ben de hiçbir şey bilmiyorum...
Şimdi Cunda’da olmak vardı...
Puslu, soğuk ve nemli bir Nisan ayı gecesinde aklıma gelene bak!
Oturacaksın sahildeki lokantalardan birine, beyaz gömlekli bir garson yanaşacak yanına, siparişinizi alabilir miyim diyecek...
Bak şimdi kendi kendime kurarken aklıma geldi!
Bu tarz yerlere giden adamlar racon bilecek biraz, içkiden, balıktan, mezeden anlayacak... Bu üçünden anlayanın her şeye zehir gibi kafası çalışır zaten.
Torik gibi ne yiyebiliriz ya da siz ne tavsiye edersiniz diye sormayacak!
Bu gibi durumlara şahit oldum ben birkaç kere...
Garson bütün iyi niyetiyle önerilerde bulunur...
Adam giderken!
Çupra tavsiye ettiniz ama kılçığı karımın boğazına kaçtı, çok kılçıklıymış!
Senin karın balık yemeyi bilmiyorsa garson ne yapsın?
Balık yediği mi var kadının!
Siz bize kazayağı salatası önermiştiniz ama çok beklemiş sanırım...
Bunları sınavla alacaksın lokantaya...
Bir de şarap gurmesi hemcinslerim mevcut...
Şu şarap kadehini tutarken küçük parmağını havaya kaldıranlar var ya onlardan...
Hani şarabı tadacağım diye şap şap şap damağını birbirine vuranlardan...
Bilirsiniz! Ya rastlamışsınızdır, ya muhatap olmuşsunuzdur...
Anlasa yüreğim gam yemeyecek...
Maksat ya bir adamın gözüne girmek veya şarap kültürümle ezerim kıvamında masadaki arkadaşlarına hava atmak...
Ne içersiniz!
Şarap alayım lütfen!
Nasıl olsun?
Neleriniz var?
Kırmızı, beyaz, roze...
Ay onları biliyorum ayol! Kırmızı ile beyazı karıştırırsan roze oluyor değil mi?
Eskiden gelip giden çok olurdu, kimisi evdeki şaraplığı görünce, şarap muhabbeti açar, engin şarap kültüründen alıntılar yaparak, kalibresi hakkında bize ipuçları verirdi...
Etkilenirdik...
Cunda’da oturacaksın sahildeki lokantalardan birine, beyaz gömlekli bir garson yanaşacak yanına, siparişinizi alabilir miyim diyecek...
Hafif meltem olacak, sen meltemi yakalayıp saçları okşamayı planlarken, o senden önce davranacak, garson öksürecek kendini hatırlatacak...
Gözlerini kızlar manastırına dikecek, masanın altında gezinen kedileri görmeyeceksin...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Çöldeki Paris mi, yoksa karanlık bir kuyu mu? (İslam öncesi Arap toplumunda "cahiliye" kavramının yanlış anlaşılması üzerine)
Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...
En Çok Okunan Analizler
-
Olayları nasıl isimlendirirsek, onları öyle algılarız. Bugün sınırlarımızdan içeriye kontrolsüzce akan milyonlarca insanı tanımlarken kullan...
-
İbni Haldun’un Mukaddime adlı eserinde ortaya koyduğu o meşhur ayrım, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyolojik tıkanıklığı anlamak için...
-
Tarih, kazananlar tarafından yazılır. Bu yüzden bir dönem sona erip yenisi başladığında, eski döneme dair anlatılar genellikle karikatürize ...
-
Türkiye bir dönemeçte. Halk 25 yıllık yorgunluğu üzerinden atmak istiyor. Cumhuriyet Halk Partisi nihayet birinci parti çıkmış. Umut taze. H...
-
Türkiye'de yaşayıp da "torpil" gerçeğiyle yüzleşmemiş kimse yoktur. Liyakatin değil, sadakatin ya da "tanıdıkların" ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder